Canlı, Canlılık ve Bilinç Üzerine Bir Değerlendirme

Canlı, Canlılık ve Bilinç Üzerine Bir Değerlendirme

ÖZET

Bu çalışmada canlı olaylarını ve süreçlerini konu alan biyoloji biliminin henüz üzerinde mutabık olmadığı  “Canlı nedir? Cansız nedir? Varlıkları canlı ve cansız olarak ayırmak mümkün müdür? Varlıklarda bilinç var mıdır?” sorularına cevap arayacağım. Canlılık terimini incelemeye başlamadan önce varlıklar düzeyinde canlı-cansız ayrımı yapacağım, canlı ve cansız varlıkların belli başlı ve ayırt edici özelliklerine değineceğim ve cansız varlıklarda bilinç konusunu inceleyerek nihayet canlılık terime üzerine bir açıklama getireceğim.
Anahtar kelimeler: canlı, canlılık, bilinç

CANLI VARLIK – CANSIZ VARLIK AYRIMI

Doğayı incelediğimizde bazı varlıkların kendi varlıklarını muhafaza etme eylemine, bazı varlıkların ise parçalanma ve dağılma eylemine yatkın olduklarını görürüz. Parçalanma ve dağılma eylemine yatkın olan varlıklara cansız varlıklar; kendi varlıklarını muhafaza etme eylemine yatkın olan varlıklara da canlı varlıklar deriz. Canlı varlıkların diğer özellikleri ise şunlardır:

a-) Çevre inşa etme ve çevre tarafından inşa edilme (ortam etkileşimi).

b-) Enerji kullanma ve enerjiyi dönüştürme.

c-) Genetik bilgisini kopyalama ve çoğalma konusunda uzmanlaşma.

d-) Organize olma, organizasyon oluşturma. (Sadava, David – Hillis, David – Heller, Craig – Berenbaum, May, 2014)

CANLI VARLIKLARDA VE CANSIZ VARLIKLARDA BİLİNÇ

Bilinç konusunda sıkça karşımıza çıkan sorulardan biri, atomların bir araya gelerek nasıl bilinçli varlıklar oluşturduğudur. Bu soruya atomların bilinçli varlıklar olduğundan ötürü bir araya geldiklerinde de bilinçli varlıklar oluşturduğu şeklinde cevap verenlerin temel yanılgısı, eldeki son ürüne bakıp onların mükemmel varlıklar olduğunu düşünmekten kaynaklanmaktadır. Oysaki doğada kendi kendine organizasyon vardır. Atomlar kendi kendine organize olurlar ve amaca yönelik hareket ederler lakin bu hareket bilinçli bir hareket değil; temel fizik yasalarıyla[1] açıklanabilecek olan zorunlu bir harekettir. Bunu birkaç örnekle açıklayayım:

a-) Kuş sürüsünün senkronize hareketi: Kuş sürüsü içerisindeki kuşların yaptıkları tek şey yanlarındaki kuşlarla olan mesafelerini korumak ve yanlarındaki kuşların hareket yönelimini takip etmektir (Dawkins, 2010).

b-) Karınca sürüsünün senkronize hareketi: Karıncalar buldukları yemeğe doğru giderken koku sinyali[2] bırakırlar. Sırayla koku sinyalini takip eden karıncaların görüntüsü dışarıdan bakıldığında bilinçli varlıklar olduklarını düşündürtse de esasında sebep bu kadar basittir. Hatta bazı karıncalar koku sinyalleri etrafında döngüye girip ölünceye kadar o döngüden çıkmamıştır. Bilinçli bir varlıktan ise bu beklenmemektedir.

c-) İnsanın oluşumu: Kendini yüce görmeye meyilli olan insan, biyolojik dünyada da kendini yüce görmekten geri kalmamıştır. Oysaki insan, seçilim süreciyle meydana gelmiş bir moleküller topluluğudur.

Atomların bilinçli olduğu konusundaki yanılgımız kavramları karıştırmaktan ileri gelmektedir. Oysaki bilinç nörobiyolojik bir olaydır ve ancak nörobiyolojik bir çerçevede incelenmelidir.

CANLILIK ÜZERİNDE BİR DEĞERLENDİRME

Antik Çağ’dan beri filozoflar canlı varlıkları cansız varlıklardan ayırt eden şeyi ortak gönderimlere sahip farklı adlarla isimlendirmişlerdir. Antik Yunan filozoflarının psukhe, İslam filozoflarının nefs, Latinlerin anima olarak isimlendirdiği, Türkçede Farsça ile ortaklaşa “can” dediğimiz yaşam kaynağı ortak gönderimlere sahiptir. (Şaman, 2020)

“Makinedeki Hayaleti Aramak” ismini verdiği düşünme deneyinde Gilbert Ryle, bir örnekle canlılık kavramına açıklama getirir: Üniversiteyi ziyaret etmek isteyen bir yabancıya üniversitenin kütüphanelerini, oyun alanlarını, müzelerini ve bilimsel araştırma merkezlerini gezdirdikten sonra yabancının bize dönüp “Peki ama üniversite nerede?” diye sormasına benzetir durumu. O zaman yabancıya üniversitenin görmüş olduklarından başka bir kurum olmadığı açıklanır. Gilbert Ryle burada ruhu bedenin ötesinde aramanın kategori hatasından kaynaklandığını ileri sürmektedir. (Ryle, 2011)

İbn Sina’ya göre ise nefs, organlı tabii cismin ilk yetkinliğidir ve üç çeşittir: bitkilerdeki nefs, hayvanlardaki nefs ve insanlardaki nefs. Bitkilerdeki nefs beslenmeye, büyümeye ve üremeye; hayvanlardaki nefs tikellerin idrakine ve iradi harekete; nihayet insanlardaki nefs de tümellerin idrakine olanak sağlar. İnsanlardaki nefs bitkilerdeki ve hayvanlardaki nefsi, hayvanlardaki nefs de bitkilerdeki nefsi kendi içinde barındırır. İbn Sina “Uçan Adam” deneyiyle nefsin varlığını ve bedenden ayrı bir töz olduğunu şöyle ispat eder: beden ile vücut bulmuş olmayan ve uçan bir insan, bedeni olmamasına rağmen kendi bilincinin idrakindedir. Nefsi canlılık fiilleri üzerinden değil de bu şekilde ispat etmesi İbn Sina’yı Aristoteles’ten ayırır.


SONUÇ

Yukarıda canlılık kavramı üzerine iki farklı görüşü gösterdikten sonra nihayet kendi açıklamamıza geçeyim. İlk olarak canlılık kavramı üzerine monist bir yaklaşım içerisindeyim. “Canlı olmadan canlılık olamaz.” görüşünü destekliyorum. Canlılığı süregitme ereğinde olan soyut ve doğal bir akış olarak tahayyül ediyor ve canlılığın kapsamına, canlı varlıkların yanında cansız varlıkları da koyuyorum. Canlılık, canlı varlıklar var olduğu sürece vardır fakat cansız varlıkları da dışlamaz, içinde barındırır.

KAYNAKÇA

Dawkins, R. (2010). Yeryüzündeki En Büyük Gösteri. İstanbul: Kuzey Yayınlar.

Ryle, G. (2011). Zihin Kavramı (1 b.). (S. Çelik, Çev.) İstanbul: Doruk Yayınları.

Sadava, David – Hillis, David – Heller, Craig – Berenbaum, May. (2014). YAŞAM biyoloji bilimi (9. baskıdan çeviri b.). (p. Gündüz, & p. Türkan, Çev.) İstanbul: Palme.

Şaman, B. (2020). Canlılık Canlının Fiillerinden Mi İbaret. Sabah Ülkesi Dergisi, 46.

 

[1] Evren’deki dört temel kuvvet: Güçlü nükleer kuvvet, Elektromanyetik kuvvet, zayıf nükleer kuvvet, kütle-çekim kuvveti.

[2] Bkz: feromon.