Makinistlik Nedir?

Makinistlik Nedir?

Kendimi bir şekilde tanımlamam gerekirse makinist derdim. Kalıplara, taraflara ve tanımlara girmekte zorlandığım ve girmek istemediğim için kendi tanımımı oluşturmam gereklilikti, bundan da hiç çekinmedim.

Makinistliğin tanımı bencilliktir. Öyle bakma bana, herkes bencildir. Yapılan fedakarlıklar bile bencilliktir, ayırılan vakitler de. Hatta oturup bir kitap okumak bile, su içmek bile. Her eylemin değişmeyen tek yönü bencil olmasıdır aslında. Ya kendin için yaparsın ya da kendini iyi hissetmek için. Başkasının mutluluğu için yapıyorsan aslında onun mutluluğundan mutlu olmak için yapıyorsundur. Bazı insanların lügatlarına bile yansır bu, ben ve biz vardır sadece, sen yoktur.  Anlatmak istediğim bu değil ama buradan başlamam gerekliydi.

Siyah ve beyazın tanımı ise yoktur çünkü yoklardır. Kimse tamamıyla iyi veya kötü olamaz. Kimse bir tarafta kalamaz, hatta çoğu kişinin bir tarafa ayak bastığını bile düşünmüyorum. Bana bir eylem söyleyin ki birisi tarafından tamamen saf kötülükle yapılmış olsun. Hayır, her ne kadar mantıksal sebeplerin dışında da olsa eylemi yapan kişi tarafından gerek bahane gerek ise gerçekler tarafından alınmış kendince haklı bir karardır, en azından yapıldıktan hemen sonrasına kadar. Toplumsal ahlaka bakarak bu kararın siyah yani kötü bir karar olduğunu söyleyebilirsiniz elbette. Toplumsal olarak toplama kampı kurulan bir dünyada size katılamayacağım. Ahlak kişiseldir, değerler kişiseldir. Yani siyah ve beyazı ayıran ip gibi bir çizgiden ziyade siyah ve beyazın birbirine karıştığı büyük bir alan vardır; gri. Yapılan her eylemin bir bedeli vardır, buraya döneceğim.

Gri de makinistliğin tanımıdır. Bencillik, iyiliğin ve kötülüğün kol kola durmasıdır. Çok güzel bir tanım gibi durmuyor sanki.

Doğru ve yanlışa gelelim; bunlar da yoktur. Tamam tamam kızma, bunlar var elbette ama değişkenlerdir. Bir doğru bir yanlışa dönüşebilir ya da bir yanlış bütün doğruları düşürebilir. Tek bir doğru olmadığı gibi tek bir yanlış da yoktur. Sana göre yanlıştır bana göre tek doğru budur. Bu adalet değil elbette ama bunları ben belirlemedim, ben anlayabildiğim kısımlarını anlatıyorum sadece. Adalet zaten yok gibi geyiklere girmeyeceğim, korkma. Bunları oturup düşündüysem ben de rahatsız olmuşumdur, ben de sendenim.

Gerçek ve yalana gelelim, artık senden ayrıldığım kısım bu olsa gerek, evet yeni kavuşmuştuk ama. Gerçek yalındır, sadedir, olduğu kadardır ve inanılması güçtür çünkü kabulleniş gerektirir.

“Bana kimse inanmayacak ama gerçek diye bir şey varsa onu kimse tarafından inanılmamasından tanıyabilirsin, di mi? Söylemeye çalıştığım şey yalancı kişi doğruya, doğruyu arayan ve doğruyu isteyenden kişilerden daha yakındır. Gerçek, gerçeklikten söz eder ama aynı zamanda ondan korkar da. Yalancı gerçeğin sıkıntısını çeker ve onu değiştirmeye çalışır.”[1]

Hey! Sakin ol. Siyah ve beyaz yoktu, bunu konuşmuştuk. Doğru ve yanlış değişkendi. Ahlak kişiseldi ve herkes bencildi.

Şimdi dönüyorum üstteki bölüme. Gri ne inanılan kadar olumsuzdur ne de sanılan kadar iyidir. Ortası yoktur sonuçta. Karmaşanın ortasında bir taraf seçmen gerektiğinde içgüdülerine göre bir yöne daha yakın olmaz mısın? Kasvetlidir, gerçi ne kasvetli değildir ki. Acıdır çünkü gerçekten iki türlüde kaçılamıyor aslında, bedeli budur.

Biraz dışarıdan bakınca da bir yola benziyor. Yollar vardır, nereye gittiğini bilmesen de olduğunu görebilirsin, gittiğin kadarlardır bazen. Bazen de yorulup döndüğün yeri anımsamadan edemezsin. Yürümek tekdüze geliyor artık, bir tren yolculuğuna tekrardan varım ben.

Makinist ben oluyorum herhalde artık, gerçeklikten kaçmak için hayal dünyasına doğru çıkılan son dakika seyahatlerinde hep orada olacağım. Bana teşekkür etmek isteyecek olursan bile etme, çünkü… Evet anlıyorsun, bu yolculuk sadece benim için.

Şaka. Hayır anlamıyorsun. Ne yani, kalıplara girmek istemeyen birisi sırf kendisi oluşturduğu için bir kalıba mı girecekti? Ne yani, sen her anladığın şeyi eylemlerine mi yansıtıyorsun? Tanımsız ve bilinmeyen olarak kalmayı seçeceğim, teşekkürler.

Her yere geç kalan bir adam için adımlarım yeterince hızlandı
Aranıza dönüşüm gayet sancılı olsa da edindiğim deneyimleri yüküme katıp yine
en iyi bildiğim diyarlara gideceğim
Aslında vazgeçirmeniz için biçare bekliyorum
Usulca gelip tatlı tatlı konuşsanız mutlu mesut yaşarız
Ama gördüğüm kadarıyla buradaki kaos bana zararlı ve tek bir mutlu insan bile yok
Olsun rol yapmayı iyi bilirim hepiniz yerine rol yapıp gayet mutlu yapabilirim her birinizi
Ama bütün bu uğraşlarımın bir kayaya çarpmakla son bulacağını en başından görebiliyorsam
Bunu sizin için mi yapmışımdır
Yoksa tek başıma yola koyulduğum diyarlarda durup düşünebileceğim anı parçaları için mi
Bilinmezlik
Gidiyorum hep galiba
Hatta dönmemiş bile olabilirim aranıza
Vadinin tepesinden göz gezdirip bak bir bok kaçırmadın demişimdir kendime

[1] Ağaçkakan – Balıkçı Yaka (Prod. By I’mpty)