Nesnenin İhtiyaçtan Öte Anlamı: Parkanın Serüveni

Nesnenin İhtiyaçtan Öte Anlamı: Parka Serüveni

ÖZET

Metafizik kitabının girişinde Aristoteles’in dediği gibi, her insan doğal olarak bilmek ister fakat her insan doğal olarak her şeyi bilememektedir. İnsan, bilgisinin ve görüsünün ötesindeki olgulara aşkınlık izafe etme eğilimindedir. Aşkınlığın izafesi de çoğunlukla sembol ve işaretler vasıtasıyla nesnelere ve olgulara anlam yüklemekle gerçekleşir. Dünya tasavvurunu anlam üzerinden inşa eden insan, giysilere de anlam yüklemekten geri durmamıştır. Bu çalışmada, nesnelere yüklenilen anlamın mahiyeti ve önemi genel bir perspektiften gözlem ve aktarım vasıtasıyla serimlenecek; özel perspektiften ise parkaya yüklenilen anlamın ve ihtiyacın serüveni karşılaştırılarak analiz edilecek ve değerlendirilecektir.

İNSANIN ANLAM ARAMA İHTİYACI

Nesnenin İhtiyaçtan Öte Anlamı: Parkanın Serüveni

İnsan, doğada tecelli eden olguları ve insan davranışlarını bir anlam çerçevesinde açıklayamadığı ve anlamlandıramadığı sürece yaşamını devam ettirmek için bir “neden/amaç” bulamaz ve kendini güvende hissedemez. Neden/amaç problemi insanlığın en büyük problemi olagelmiştir. Albert Camus’nün, intihar problemini en büyük felsefi problem olarak konumlandırmasının nedeni de budur. Fen bilimlerinin insan yaşamına katkısı azımsanmayacak kadar çok olsa da bilim en nihayetinde yaşamı ikame ettirirken kolaylık sağlaması bakımından işlevseldir; insan ancak sosyoloji, felsefe, edebiyat ve tarih gibi disiplinler vasıtasıyla anlam ve dünya tasavvuru oluşturabilmiş ve bu tasavvuru neticesiyle yaşamı yaşanabilir kılmıştır. Yaşamın yaşanılabilir kılınamaması, insan yaşamının ikame edilmezliğiyle/edilemezliğiyle sonuçlanacaktır.

YÜKLENEN ANLAM NETİCESİYLE GİYSİNİN SERÜVENİ

Nesnenin İhtiyaçtan Öte Anlamı: Parkanın Serüveni

Giysi, insanın kendini doğadan ve doğal koşullardan koruması ihtiyacıyla ortaya çıkmış bir üründür fakat insanın giysiye yaklaşımı salt korunma ihtiyacı zemininde kalmamış ve insan giysiye birtakım anlamlar yüklemiştir.

Sanayileşme sonrası oluşan modern toplum yaşantısının yaygınlık kazanmasıyla giysi geleneği/kültürü eski anlam ve önemini yitirmiştir. Sanayileşme dönemine kadar giysiler tür tür ve çeşit çeşit olmaktan uzaktır. Sanayileşmenin ilk görülmeye başladığı giyim sektörü, bireylerin ve toplumların giyim kültürüne etki etmiş ve etki neticesiyle de yerel giyim kültürü kendini evrensel giyim kültürüne bırakmıştır. Satış stratejisi olarak pembe ve mavi renk, bireyin cinsiyet rolünün bir göstergesi olmuştur. Göstergenin oluşturulması için belirlenen renklerse alelade belirlenmemiş, giyim sanayisinde kullanılabilecek ham maddenin miktarına göre seçilmiştir.

Modern giysinin kendini karakterize ettiği kavram “moda” kavramıdır. Moda kavramı, giyinmenin kendinde var olan korunma ihtiyacı anlamını boşaltmış; boşaltılan anlamın yerini ise, giysinin işaret ettiği sosyal statü, kişilik, gösteriş, ideolojik ve siyasi simge ile doldurmuştur. Modern bireyler artık giyimleriyle kendi dünya görüşlerini, ideolojilerini, statülerini ve kişiliklerini yansıtmak gayretindedirler; kendilerini doğadan ve doğal yaşamdan korumak gayretinde değil.

PARKANIN İHTİYAÇ – İDEOLOJİK VE SİYASİ SİMGE – MODA SERÜVENİ

Nesnenin İhtiyaçtan Öte Anlamı: Parkanın Serüveni

Parka, soğuktan korunma ve ısınma ihtiyacını minimum maliyette karşılayan bir ürün olduğu için öncelikle askeri ordularda kullanılmaya başlanmıştır. Minimum maliyetle ısınma ihtiyacını giderdiği için Hitler dönemi Nazi ordusunda da parka kullanılmıştır ve günümüz Almanya’sında hâlâ Nazi dönemini nispeten simgelemeye devam etmektedir.

Türkiye’de ise 1968 hareketinin simgesi haline gelen Deniz Gezmiş ile özdeşleştirilmektedir. Özdeşleştirmenin nedeni, Deniz Gezmiş’in tutuklanırken üzerinde parka olmasıdır. Özellikle idamından sonra, ortak idealleri paylaşanlar arasında parkanın kullanılması yaygınlaşmıştır. Parka parçasında Cem Karaca’nın da değindiği üzere, parkanın ilk kullanım amacı paltoya yetecek paranın olmaması, yani parkanın daha düşük ücretle elde edilebilmesidir.

Teknoloji çağıyla birlikte kültürler arası etkileşim ve iletişim hiç olmadığı kadar artmış, etkileşim ve iletişim neticesiyle de bireyin üzerindeki giysi, artık bireyin içinde bulunduğu kültürü ve cemaati yansıtmaktan ziyade daha bireysel bir simge (kişilik, statü, gösteriş) halini almıştır. Nesneye ve özelde giysiye bireysel çıkar amacıyla yaklaşılmasından parka da nasibini almıştır ve günümüz Türkiye’sinde parka artık ideolojik ve siyasi simgeden ziyade gösteriş amacıyla kullanılmakta ve tercih edilmektedir.

DEĞERLENDİRME

Yukarıdaki başlıklarda serimlediğimiz üzere görülmektedir ki, giyinmek esasında salt zevk sonucu oluşan bir eylem değildir. İlk ortaya çıktığı zamanlar temel ihtiyaç olan korunma ihtiyacını karşılayan giysi, insanın yaşam serüveninde üzerine farklı anlamlar yüklenmiş ve ilk ortaya çıkış amacından giderek uzaklaşmış veya uzaklaştırılmıştır. Modern dönemle birlikte giyimin kültürel özellikleri yansıtma kısmı ne kadar törpülense de, bireyin ideallerini ve düşüncelerini yansıtmak noktasında giyim hâlâ önem arz etmektedir.