Sosyal Etki Bağlamında Bebek ve Ebeveyn Arasındaki İlişki

Sosyal Etki Bağlamında Bebek ve Ebeveyn İlişkisi

PSİKOLOJİK HASTALIK NEDİR?

Psikolojik hastalıkların birçok farklı türü (depresyon, sosyal fobi, bipolar bozukluk ve benzeri) olsa da hepsinin temelde birtakım ortaklıkları bulunmaktadır. En genel ifadeyle tanımlayacak olursak, psikolojik hastalıklar normalden sapmakla tecelli etmektedir. Bu normaller ise şunlardır:

  • Diğer insanlar karşısında rahat davranmak ve kendini değerli hissetmek.
  • Yeteneği üretkenliğe dönüştürmek ve yaşama karşı sevinç ve coşku hissetmek.
  • Davranışlarının hakimi olmak; davranışlar ve dürtüler üzerinde denetim mekanizmasının güçlü olması.
  •  Diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurmak, diğer insanların duygularına karşı duyarlı davranmak ve benmerkezcilikten uzak olmak.
  • Yetenekleri ne abartmak ne küçümsemek; ortayı yakalamak ve gerçekçilikten uzaklaşmamak.

Normalden kopmak veya sapmak beraberinde birtakım psikolojik hastalıkları beraberinde getirmektedir. Örneğin, toplumsal ortamda kendini güvende hissetmeyen, diğer insanların olumsuz değerlendirmelerinden korkan veya çekinen, kaygı belirtileri gösteren ve diğer insanların kendini gözlemlemesinden korkan ve bu nedenle kalabalık ortamlardan uzak kalmak isteyen bireylerde toplumsal kaygı bozukluğu veya bir diğer ifadeyle, sosyal fobi vardır. Sosyal fobi, kişinin gündelik hayatında birçok olumsuzluklar yaşamasına sebep olur. Toplumsal kaygı bozukluğu sağlıklı iletişimin, kendini gerçekleştirmenin ve yaşama sevincinin önündeki büyük engellerden biridir.

SOSYAL ETKİ

Sosyal etki diğer insanların veya bir topluluğun, bireyin davranışlarına doğrudan veya dolaylı olarak etki etmesidir. Etkiye maruz kalan birey, davranışlarını topluma göre şekillendirir veya tasarlar. Bu etkileşim vasıtasıyla “ortak biçim” her ne kadar istisnalar olsa da sağlanmaktadır.

Sosyal etkiyi, bilgisel sosyal etki ve normatif sosyal etki olmak üzere iki kısımda inceleyebiliriz. Bilgisel sosyal etki, bireyin belirsizlik durumunda başkalarının kendinden daha iyi bildiğini varsayarak uyum göstermesidir. Normatif sosyal etki ise, bireyin başkaları tarafından kabul görülme ve sevilme isteğinden dolayı uyum göstermesidir. Birey, başkaları veya topluluk tarafından kabul görülmek için onların davranışlarına ayak uydurmaktadır.

Örneğin sosyal medyada gittikçe revaçta olan ve engellenmesi güç hale gelen linç kültürü, normatif sosyal etkiye iyi bir örnektir. Birey, kendini topluma uydurmak mecburiyetinde hissettiği için tepki vermek veya linç etmek mecburiyetinde hisseder. Bu hissiyatının arkasında delil veya bilgi bulunmamaktadır. Bireyin tek yaptığı, topluma ayak uydurmaktır. Bu “ayak uydurma” eyleminin bir sonucu olarak haksız yere toplumsal linçe maruz kalan birçok birey kendine zarar vermektedir.

Gelişim psikolojisi, bireyin doğumdan ölümüne dek süregiden yaşamında ortaya çıkan duygusal, sosyal, bilişsel ve fiziksel yaklaşımlarını inceler. Gelişim psikolojisinde gelişim iki farklı kategori altında incelenmektedir:

  • Biyolojik ve bilişsel gelişim
  • Sosyo-duygusal gelişim

BEBEK ve EBEVEYN ARASINDAKİ İLİŞKİ

Bebek ve ebeveyn arasındaki ilişkinin mahiyeti ve nasıl gerçekleşmesi gerektiği, sosyo-duygusal gelişim kategorisi altında incelenmektedir. Bu ilişkinin evrimsel bir arka planı mevcuttur. Bireyin/canlının hayatta kalması, diğer bireylerle/canlılarla kurduğu ilişkiye bağlıdır. Bu nedenle gruplaşma türün mevcudiyeti ve devamlılığı için önem arz etmektedir. Sosyalleşme kavramı, bireyin içinde yaşadığı veya içine doğduğu topluma/kültüre uyum sağlamak için yeteneklerine, değerlerine ve davranışlarına biçim vermesidir. Sosyalleşmenin ilk başladığı komün veya topluluk ailedir. Bu nedenden dolayı ebeveynlerin ve bakım verenlerin bebekle/çocukla kurdukları yakın ilişki oldukça önemlidir. Ebeveynin veya bakım verenin, bebeğin bağlanma safhalarında bebeğe daha çok özen göstermeleri gerekmektedir. Bebek çocukluk evresine geçince, çocuğa karşı otoriter ve izin verici bir tutumdan ziyade (çünkü böyle yetişen çocuklar sosyal uyum, özdenetim, ifade güçlüğü, saldırganlık gibi zorluklar çekmektedir); demokratik tutum sergilemelidir. Demokratik tutumun önemi, bu tutum çerçevesinde yetişen çocuktaki kendine güveninde, girişimciliğinde, sorumluluk alabilme kudretinde ve toplumsal uyumunda karşımıza çıkmaktadır.