Spinoza: Coşkulu ve Mutlu Bir Yaşamın İmkanı

Spinoza'nın Ahlak Öğretisi

Spinoza felsefesinde doğa kusursuzdur ve her türlü olay, değişim evrensel doğa yasalarına tabidir. Bu nedenle duygular da evrensel doğa yasalarına göre incelenmelidir. Spinoza, ahlak öğretisine doğru bilinenlerin yanlışlıklarını göstererek başlar, ardından yanlış yerine asıl doğru olanı koyar ve bunun mutluluk getireceğini vadeder. Spinoza’ya göre mutsuzluğun nedeni üç temel yanılgıdan ibarettir: aşkın varlık yanılsaması, özgür irade yanılsaması ve son olarak ereksellik yanılsaması.

Aşkın varlık yanılsamasının nedeni bilgisizliktir. Birey bilgisinin kavrayamadığı yerde aşkın varlığa başvurur. Bir diğer nedeni ölümsüzlük saplantısıdır ve bu saplantı dünyada mutlu bir hayat süremememizin en önemli nedenidir. Saplantıdan ötürü öte dünyaya, yani ölümsüzlüğe ihtiyaç duyan birey aşkın varlık yanılsamasına kapılır. Özgür irade yanılsamasının nedeniyse insanın, eylemlerinin farkında olması fakat eylemlerin nedeninin farkında olmamasıdır. Bu sebeple de özgür olduğu yanılgısına düşer. Birey, zorunluluğun bilincini kavrayamadığı sürece özgür değildir; ancak zorunluluğun bilincine ulaşırsa özgür olacak, dolayısıyla yanlış düşünmekten ve yanlış eylemekten kurtulacaktır. Yanlıştan arındırılmış uygun fikir, sevinci beraberinde getirecektir.

Spinoza’nın ahlak veya mutluluk öğretisine göre insanların üzerinde etki bıraktığımız ölçüde mutluyuzdur; bunun için zengin olmak, bilgili olmak, şöhrete sahip olmak isteriz ve bu iyi bir istençtir. Zayıfların acısına ortak olmak istenciyse kötüdür, çünkü bu ortaklık kurulduğu sürece kötülüğün asıl nedenine ulaşılamayacak ve dolayısıyla kötülüğe çözüm de getirilemeyecektir. Bireyin etkin ve güç istencinde olması sevinci beraberinde getirir. Aksi takdirde birey mutsuz, edilgen ve melankolik olacaktır.

Kendinden sonra gelen filozofları -özellikle varoluş filozoflarını- derinden etkileyen Spinoza’nın ahlak ve mutluluk öğretisine katılmamak elde değildir. Kendine canlı varlıklar arasında üstün bir sıfat biçen insan, diğer canlılardan üstün olsa da bu üstünlüğün derecesini yanlış belirlemiş ve ipin ucunu kaçırmıştır. Fakat son kertede insan da tıpkı diğer canlılar gibi doğada var olan ve ancak doğada var kalan bir organizmadır. Bu nedenle doğaya uyum sağlamak zorundadır. Özellikle modern sonrası dönemde doğayla uyumu tesis edemeyen insan büyük bir buhranın içine düşmüştür ve mutsuzdur. Eğer neden-etki-sonuç bağıntısını sağlıklı bir şekilde kurabilseydik ve bunun sonucunda doğayla uyumlu bir yaşam kurabilseydik mutlu/sevinçli bireyler olarak yaşayabilirdik.