Ahmet Dursun 2

Yine aynı mekandayız demek, hoş geldim tekrar. Lafın gelişi o hiç de hoş gelmedim buraya.
Apar topar kaçtığım günü unutmamışsınızdır herhalde. Biraz daha kalsam buraya gömerdiniz beni.
Kaçmadım ait olduğum yere döndüm, yine lafın gelişi. Çok takılmasak mı kelimelere beyler.
Gittiğimden beri kaç kere yanıldığıma şaşırırsınız, kaldığım zamandan bile daha çoktu, biliyorum inanılmaz bir şey bu. Ne düşündüğümü bile bilmeden saatlerce düşündüğüm oldu. Neye inandığımı bilmeden inanca tutunduğum zamanlar. Anlayabildiğim kısımlar anlayamadığım kısımlardı sadece. Benim savaşım bile olmayan savaşlara katıldım bir de kazandım iyi mi. Kendi savaşlarımda yorgun düştüm kaçınılmaz olarak elbette. Tükendiğimi hissettim, hatta bunu hissettikçe kahkahalara boğuldum. Mutluluk arayışında en çok güldüğüm şey düştüğüm durumlar oldu yani. Sonra eksiye düştüm, bu ilk defa oluyordu. Tükenince bitiyorsun sanıyordum ama öyle değilmiş eksiye düşebiliyorsun, borç almak gibi bir şey herhalde bedelini daha ödemedim ama ilk taksiti elden verebilirim şu an. Nedir bedeli fark etmiyor ödeyeceklerimin yanına koyun, hallederim ben.
İkiyüzlülük abidesi oldum gelmeden hemen önce, ihtiyaç duyan herkese yardım edeceğim dedim. Birisine bütün benliğimle ederken diğerini görmezden gelip, geldim. Gerçi o benden yardım istemedi, isteseydi bütün benliğimden kalan kırıntıları verirdim ona. Ne kadar kalırım bilmiyorum, biliyorum bana yeriniz her zaman var ama burası fazla sıcak. Aslında yol yorgunuyum pek bir şey anlatasım yok size beyler. Dinlenince de geçmeyecek kadar bu yorgunluk yine pek bir şey anlatamam beyler. Dinleyemeyecek kadar yorulacaksınız beyler size bir şey anlatmamı cidden istiyor musunuz yoksa tevazu mu ediyorsunuz önce bunu tartışın aranızda. Ben de öyle düşünmüştüm. Kısa bir özetlik biramız varsa başlayabilirim dediğim gibi eksideyim daha fazla eksilemem.
Kayboluşu bulmak için kaybolmak gerek dediğim anı hatırlıyorsunuzdur. Çok aydınlanmış gibiydim evet, yine yanılgıymış. Kaybetmek gerekmiş, kendini bile kaybetmek, sahipsizce gezmek gerekmiş.
O kadar uzaklaşmak gerekmiş ki, tekrar kendine denk geldiğinde tanıyamaman gerekmiş.
Kendimi buldum diyebilsen de aklında hep bir şüphe olması gerekmiş.
Yazma lan yazma, bunlar benim deneyimlerim sen de kendininkileri edinmelisin, sonuçta ikinci ağızdan dinliyorsun, lisanlar yetersizdir bazı durumlarda biliyorsun, ağzımdan çıkan kelimelerle aklımdan geçenlerin aynı olduğunu düşünüyorsan sadece bana saygısızlık ediyorsundur. Buldum tabi yoksa buraya nasıl geleyim. Emin değilim. Ne alaka konuyla birader. Neyse ne onu da başka zaman düşünürüm, asıl konuya dönersek eğer kendime ihtiyacım olmadığını öğrendim. O kadar süre yalnız başıma dolandım ki, kendimden uzak diğer şeylerden daha da uzak. Hiçliğin içinde de pek ala yaşanabilir, yalnızlığın tanımı değişse bile hala aynı hissettirebilir. Boşluklar doldukça büyümez miydi, neydi lan o laf, boşluklar doldukça büyür evet evet. Bunu düşün sadece, boşluklar doldukça büyür.
Bir bok anlamamış olman senden kaynaklı ama buna üzülmemen gerek, bende anlamamak isterdim. Sadece bunu da değil birçok şeyi anlamamak isterdim, ne geçti ki elime anlayınca. Ahahah! Tamam güzel yanları da var bu bokun, ama doğruları yanlışlar götürüyor işin sonunda. Doğrusuyla yanlışıyla nasıl bakayım lan, iki farklı yüzü olan bir madalyon bu. Sakladıkların-gerçekler, inandıkların-güvenmediklerin, doğrular-yükümlülükler, yanlışlar-arzular, kalabalık-yalnızlık. Ben öyle bir şey demedim ki, zıtlık illa karşıtlık demek değil bu nesnede, pek ala istediğin ve yaptığın da zıtsa bana karşıtlık demeyin, zıt fikirler aynı düşüncede yer edinebilir, parçadan bütüne tümevarımla düşünürsek eğer zıtlıklar, zıt olmayabilir, ulan zıtlıktan bahsetmiyorum aslında bak şimdi. Aynı insan için bile çok zıt şeyler düşünülebilir, affettim dersin ama bir parçan affetmediğini bilir. Kaybettim dersin ama bir parçan asla kaybetmeyeceğini bilir. Sabrettim dersin ama beklemekten nefret ederken bulursun kendini. Kurallar çiğnenmek içindir zaten aksi halde pek anlamları olmuyor. Fizik kurallarını sakın bu işe karıştırma Altan. Ne anlattığımı bende bilmiyorum aslında, kim bilir hangi kafesteyim yine, gözlerim tutsak, baksa da göremiyor hiçbir şeyi. Bir çıkış yok o yüzden geldim ya buraya zaten yoksa döner miydim aranıza. Alınmayın lan seviyorum sizi sadece cehennem bana göre bir yer değil. Takılmayın dediklerime karmakarışık kafam ve bir çözüm olduğunu düşünmedim bile bir yerden sonra.
Araya girmek durumundayım Ahmet. Bir çıkış var senin için ve bunu bizden daha iyi biliyorsun zaten ne bu acizi oynamak.
“Sonbaharda açan çiçek gibisin, üstüne basıp geçerim.
İlk baharda açan çiçek gibiyim, koparılıp gebertilirim.
Kışın yağan kar gibiyim, aranızdan biriyim.
Yazın yakan güneş gibiyim, hepinizi sikeyim.”
Gecenin bir yarısı kaldırımda yürümek kadar anlamsız bir şiir bırakıp gitmiştin buradan. Biz gidemiyoruz, yaptığın saygısızlık mı yoksa kendi durumunu görememek mi bilemiyorum bile. Bu kadar ayrıntılı düşündüğünü iddia edip basit bir gerçeği bile göremiyorsun. Düşüncelerin ile dağları devirirken gerçekte denize taş atan bir varlık olman biraz sıradan. Sıradan biri olmak istiyor musun gerçekten, yoksa sıradan birisi olduğunu fark edip kabullenemedin mi? Çabaladığını iddia edip tekrar buraya gelmen peki. Sana ne diyeceğimi bile bilmiyorum, neydi Samet’in lafı, sağır birine gökkuşağını anlatmak kadar anlamsız. Sahi sormadın Samet’i bile. Yeteri kadar bencil olabilmişsin gerçekten. Söylediklerime alınman bir şey ifade etmiyor bana. Hatta bunu kanıtlayabilirim sana şimdi. Ne başardın gittiğinden beri, ne kazandın hani elimde bir şey yok artık kaybetmem olanaksız diyordun. Ne yaptın tam olarak sırf kendi isteğinle, kendine bile yardım edemezken başkalarına yardım etmeye çalışmak üzerine vazife miydi cidden. Yoksa yine gerçeklere sırtını dönüp yalanı yaşamayı mı seçtin. Senin bile olmayan savaşlarda ön saflara oynamak, bir mantık adamına yakıştı mı, cidden mantık adamı mısın? Bence gitme tekrar, dönüp dolaşıp geleceğin yer burasıyken gitmen senin dışında kimseye yarar sağlamaz. Oturup düşünebileceğin anı parçaları için başkalarının hayatına ortak olmak, evet yüzsüzlük abidesisin. Aciz değilken aciz olmak, evet cidden aciz oldun, kutlarım seni. Dediklerimin gerçek olmasından korkmaman, kabul edilebilir bir şey değil. Sen sadece böyle durumlardan zevk alıyorsun, tekrar tekrar aynı şeyleri yaşaman sence tesadüf mü yoksa itinayla yetiştirilmiş bir plan mı? Sakladıkların itiraf edemediğin gerçekler değil, senin sadece itiraf edemediklerin, kendine bile. Belki de itina ile etmediğin.
Bana bakınca ne gördüğünü bilmiyorum ve sakin sakin konuşman beni sinir ediyor. Bana her şeyi söyleyebilirsin aslında, ama basit biri olduğumu, ya da sizden biri olduğumu söyleyemezsin. Oradan bakınca her şey tek bir bakışta görülebilir gibi gelmesi doğal, ama bütün saçmalıkların tam ortasında kafanı kaldırıp baktığında sadece etrafını saran saçmalıkları görürsün. Cümlelerimi seçerek kurmayacağım çünkü sende yapmıyorsun. Samet’e ne olduğu umurumda bile değil. Yüzünüzdeki ifadeden öldüğünü anlayabiliyorum. Yıllardır aramızda soyut bir şekilde yaşadı ve sadece gidişine hazırlandı, gözlerimiz önünde yok olurken bir şey yapmadık. Buradaki herkes kadar bencilim bende daha fazlası değil. Belirteyim buraya gelmedim, gönderildim. Samet de gönderilmedi kendi gitti, çok bir farkımız yok aslında, ikimiz de istemeyerek mecbur bırakıldık. Sana verecek hatta kimseye verecek bir hesabım yok benim benjo. Sadece anlamaya çalışıyorum, az çok tanırsınız beni. Her şeye sırtımı dönüp, umurumu bile umursamadan zamanın akışına karışabilirim ne bir lanet ne bir lütuf bu. Sebep olduklarımdan ve sebep olmadıklarımdan, pişmanlıklarımdan keşkelerimden, hislerimden ve hatta kendimden bile ayrılabilirim. Neler yapabileceğimi tam olarak anlatamam ama yaparsam gözlerime bakarak bile gerçek olduğunu görebilirsiniz. Dokunulmaz ve ulaşılamaz olabilirim, zamanın dışına çıkabilirim. Bu en basiti benim için. Fakat bir gün geri döndüğümde karşılaşacağım manzara benim sonum olur, o yüzden geri dönmeyeceğimden emin olana kadar yedek plan olarak elimde tutacağım. Beni anlayabildiğini düşünebilirsin, hatta anlıyor bile olabilirsin. Ama şu da bir gerçek sadece sana kendimi ne kadar tanıtırsam o kadarını bilebilirsin ve kendimi çok anlatan birisi değilimdir. Zihnimde gezemezsin, düşüncelerimi duyamazsın kısaca. Var mı başka bira veya üstüme gelmek isteyen birisi.
Ciddi ciddi pişkini mi oynayacaksın, arkadaşımız öldü. Ne hayalleri ne umutları vardı belki, hep köşede sessiz sessiz oturdu bizi izledi, dönüp bir şey anlatmak ister misin diye sormadın bile ona hiç neler hissettiğini sormadık ve yitip gitti.
Konudan çok uzaksın Ruhi, bazılarının anlatmasına gerek yoktur, bilirsin. Ölmeden kapatamayacağın hesaplar gerçektir, kendi seçimi ve arkadaşım değilsiniz. Özellikle sen boş adam, arkadaşlık ne demekse tam zıttısın benim için. Teşekkürler Altan bir özetlik daha vaktimiz de var artık bu bira sayesinde.
Aslında size bir şey anlattığım yok kendi düşüncelerimi anlatarak sonuca bağlayan biriyim, sizinle bir şeyler paylaşmak istediğim falan yok yani, ona göre eleştirebilirsiniz üstümde bir hakkınız yok.

Öfkemi kaybedemem beyler, sebepsiz de olsa bu öfke beni yıktığı kadar ayakta da tutuyor. Her şeyi yapabilmem için korkusuzca başımda dikiliyor, her gece beni avlasa da, düşüncelerimi yankılanan bir çığlığa çevirse de kaybedemem bunu. Elimde hiçbir şey kalmaz. Sonrası boşluk biliyorsunuz. Beni ayakta tutan tek şey bu öfke, beni yerden yere çarpan da bu öfke. Çabalarım sonuçsuz kalınca bırakıp giderim ben, ama bu öfke bana hakkettiğin bu değil diyor ve tekrar tekrar denetiyor, bunun bir sonu yok, hakkettiğimi alana kadar zihnimden bedenimden ayrılmıyor. İşime geliyor benim de yoksa çoktan kayıplara karışmış olurdu adım. Beni bu denli yıkan şey aslında ayakta durmamı sağlıyor yani. İkilemler paradokslar girdaplar helezonlar ne kadar yıldırsa da sen gereken şeyi öğretmeden bırakmıyorlar seni. Acı ama gerçekse herkes bu teklifi kabul ederdi. Acı umurumda değil tek hissedebildiğim bu zaten bir süredir. Yorgunsan savaşıyorsun demektir. Tükendiysen imkanlarını sonun kadar kullanmışsın demektir. Güçlü durmaya çalışıyorsan zaten güçlüsün demektir. Acıtasyon yapmayalım şimdi yüz yüze bakarken gerçekleri konuşalım.

Huh! Katlim vacipken namüsait olmaya içelim son yudumlarımızı. Kalmayacağım galiba, geçerken uğradı dersiniz.

Altan kim lan? Bu niye herkese Altan diyor.