Uçurumdaki Kerevet

Uçurum Kerevet

Uçurum kenarında içi geçmiş bir adam
Gerçekler yadsınmamalı, kötülükler kanıksanmamalı
Diyor olanca kuvvetiyle çevresindeki kuşlara
Mütemadiyen çay içiyor
Bir mucize arzusu almış başını gidiyor
Arzuya katlanamayan mucize de almış başını gidiyor

Ayak seslerindeki ahenk ve
Kol düğmelerindeki isyan
Kırık bir kanat ve
Hiç susmayan kerevet melodisi

Olmayacak duaya âmin diyor
Olacaklar zaten oldu
Kafasını kaldırdığında hep aynı çaycıyı görüyor
Masum bir gülümseme ve bitmek bilmez kıkırdama eşliğinde
Bir yudum daha alıyor
Olmayacak duası oluyor günbatımında
Uçurumdan kendi içine devriliyor

Kerevet yine aynı kerevet
Sadece zaman eskidi