Mükemmellerin vasatlığı, mükemmel olur.

Neredeyse unutuyordum Edip Bulmaz’ı yazan adam olduğumu, haha!

Kafamda taç takmak için bir boşluk bırakmadım ya da beni tanımlaması için başkalarının tonla para döktüğü şeyler arasına sığınıp bakın ben değerli olmalıyım etrafıma toplanın diye bağırmadım.
Şöyle bir bakınca kılımı bile kıpırdatmadım.
Ben farklı şeyleri savunan diğer her şeye saldıran birisiyim. Etrafımda toplanmanızı gerektirecek bir şeyim yok.
Değerli olduğum da söylenemez.

Gayet makul bir düşünce yapım var. Bazen bozulduğunu sanıyorum ama hiç öyle olmuyor.
Kusurlu düşünce yapılarından çıkmış bir fikir/düşünce tarafından “Bu kadar anlamsız küçük bir şey için bunlar yapılamaz kaçırdığım/göremediğim bir şey olmalı bu bakış açım kusurludur!” deyip sahte bir şaşırma ile noktaladım olanları.

Bir amacım, ulu bir misyonum, kutsallarım hiç olmadı. Edinmeyi denedim yine de olmadı, galiba da olmayacak. Olmasın varmasın.
Sanat benim içindir! Ne alaka bilmiyorum haha.

Birkaç şeyden eminim. Adım veya yaptıklarım; yüzeysel, sahte ve yapmacık herhangi birisi ile anılmayacak. İçimde tahammül edemeyecek kadar alerji olmalı kendilerine.
Olduğu gibi kabul edebileceğim bir şey yok. Bu bir savunma mekanizmasıdır, adımlarınıza dikkat ediniz!
Üstünüze yağabilecek, size çarpacak, görmek istemediğiniz şeyleri gösterebilecek, duymak istemediklerinizi kulaklarınıza çakabilecek bir mayın tarlasının ortasındadır kapatma düğmesi. Deneyin, papatyagiller familyasından bir ferdi alıp çitleyerek eşlik ederim size.
Tutunduğum yardım ipleri artık benden parçalar kopartmaya başladığında anladım. İpler benim yardım iplerim değildi, üstüme vazife olmayan iplerdi; parçalanmamın sorumlusu bendim. Bırakmayacak kadar inatçı birisi varsa yine bendim. Fakat kolların da kopunca inat bu konuda bir işe yaramayı bırakıyor, ipin ucunu bıraktığım gibi.

“Cezalarım ödül niteliğindedir.”

Aklımı kaçırıp deliliğe daldığımı düşündüğüm zamanlarda kıyısından bile geçmemişim.
Kötü ve içinden çıkılamaz bir durumda olduğumu düşündüğüm zamanlarda ne kötüymüşüm ne de bir şeyin içindeymişim.

Sorunumu buldum: Durmadan düşünmek.
Diğer temel özelliklerimi de ekleyince bu karışıma, garip bir yaratık oluşabiliyormuş.

Canavarlar yaratıp, tasmalayan. Aç bırakıp, yalvarmalarını izleyen. Yavaş yavaş ölmelerini sağlayan.
Her anlarında eşlik edip, son bulmasını sabırla bekleyen. Son bulmasının ardından başa dönüp tekrar başlayan ve yeni ritüeller deneyen.
Canavar olmayı da insan olmayı da başaramayan özetle.
İnsan olmaya ayrı bir parantez açıyorum zira başarıp vazgeçmem ile ilgili, başarısızlıkla değil.

Olunmaya değer bir şey yok, evet.
Yaşamaya değer bir şey yok, çok iyi.
Adanmaya değer bir şey yok, güzel.
Bulabildiğim bir amaç yok, mükemmel.
Yapmam gereken bir şey de yok, inanılmaz.
En ufak bir şey bilmeyen birinin atıp tutmalarını yazmak gibi aynı, vardığım sonuçların bunlar olması içler acısı, içimden gelse kahrolurdum bile.

“İyilerin kötülüğü büyük olur, beni kötü insan olmak zorunda bırakma.” Lafının çaprazında duracağım çünkü bence böyle: “Mükemmellerin vasatlığı, mükemmel olur.”
İnsanlığın sınırlarının da altından ani bir kararla üstlerine doğru bir yolculuk yaptım.
Gittikçe iyi niyet sömürü haline geldi.
Bir ara kötü niyet bile sömürü haline geldi, bak bu aklıma hiç gelemezdi.
Burada günümüz insanlarının basitleşip, küçülüp, çakmak cebime sığmasını anlatmayacağım elbette.
Bunu benden iyi biliyordur herkes, sonuçta ben son 1 yıldır olayın içindeydim.

Ne olmak istediğimi öğrenmek için çıktığım yolculuk, neler olmak istemediğimi öğretti. İşte boşa gitmemiş bir çaba.
İnsanlık namına hangi görevleri üzerimde taşıdığımı da yazmayacağım. Yeterince uzaklaşınca hoş anılardı deyip geçebiliyorum sorun yok.

Bu mermi senin için. Şimdi kafama sıkıyorum iyi izle. Şimdi beynim patlıyor görüyor musun etrafa saçılmasını, duvardan seken parçaları; gözlemle bunlar senin için. Adeta etten kemikten bir havai fişeğe dönüşüyorum sadece senin için, tadını çıkar. Ölüyorum sadece senin için. Cesedimi yakalanmamam için yakıp küle çevir. Birkaç siyah çöp poşeti lazım sana yeteri kadar saygı göstermezsen eğer. Evinden uzakta bir çöp kovasının yanında bırakmayı unutma. Giderken benzin döküp etrafı ateşe verebilirsin belki küllerimden doğabilirim ve yanıma biraz barut alırım, tekrarlarız bütün bunları düşünsene yapabileceklerimizi birlikte…

Pat! Ya da doğrusu puff! Olur. Ah yazım kuralları seninle de anlaşamıyoruz.