Topraksız Çiçek

Topraksız Çiçek

Suskunlukta maraz kallavi
Tüm işlerin ahengi bozulur bir nisan şafağında
Sonrası güvertede sessiz güvercin
Müziğin delik deşik ettiği ruhların ayini
Ya şafak doğmasaydı? Dertse dert nisan akşamı
Bir gül koparılır ölür diğerleri de
Masumlar ölür ve kimse duymaz
Bir arınma koca bir ayin damlası
Birlikte gürler ey nisan yağmuru

Şimdi birlikte çağ açıp çağ kapatıyoruz
Yukarıdan gülüyor bulutların ardındaki beyaz çocuk
Sanki varmış gibi, gizliyor yokluğunu
Mayıs işçileri bilir onu en çok en iyi dostları
Belki de ondandır hep işçi kalışları
Yoksa tekmil yağmur gömlek ıslatmazdı
Geç gelen mayıs sarısı

Kaç oyuk birleşir de taşır haziran aşkını
Saatler taşar da göremezler taşkını
Yapacak bir şey yoktur her şey yapılır haziran akşamı
Haklar alınır bölüşür yokluktan
Karga gücenir sesinin çirkinliğine
İnandırılmıştır tüm topraklar ötelenir gezegen
Ay kalır geriye bir de ben
Doğum ve ölüm kavuşur nereden

Şüphesiz şüphe ve kaya birleşirse yeniden
Çakıl taşları batar tanrıların gözlerine
Tarih yeniden yazılır yazılmasana da
Vakaların ihtişamını kaç yaprak taşır
Kalem bulunmazsa kaç eşya ayaklanır
Ne kırılır ne kafalar ne

Nereden baksan ürkütücüdür karıncanın yürüyüşü
Sanki işgale kalkışmaya hazır bekliyor müziği
Sinekler ve kargaların eşliğinde edilecek ilk dans
Vızıltılar gagalar bilinmedik harmonide uçsuz bucaksız
Ancak gece olur tüm bunlar
Sonra sabah baştan yazılır tarihin cilvesi

Yazılacak yazılacak kırılacak kalpler
Kırılacak kalemler kırılacak kafalar
Kimse konuşmazsa tanrılar da susacak
Susacak çiçekler susacak böcekler
Bir vicdan kalacak geriye
Onu da kimse duymayacak
Duymayacak kendi bile

Yine de güzeldir her şeye rağmen
En azından dolanır camlarda kuşlar ve güneş
Bak bir can kayboluyor sokakta ve bulunuyor enkazla
Tekrar doğamasa da unutmuyor toprak onsuz günleri
Bir melek kuşatıyor şehri defediyor laneti

Yine de anlamazsın sevgi her şeydir ve kalır izi
Önemli şeyler de vardır aşktan öte
Son armağanı içimize sakladık
Gömdük gömüldükçe oyulduk ve geçti içimizden bir sızı