Samet Yılgın 3

“Değişim kaçınılmaz denkleminden yola çıkarak.
Tekdüzelik kaçınılabilir denklemini elde ediyoruz önce.
Daha sonra kaçınılabilir’i yapma lan şunu ile değiştirdikten sonra.
Tekdüzelik yapma lan’ı elde ediyoruz.
Yaptığınız geleneksel hale gelmiş bütün eylemleri tekdüzeliğe koyuyoruz başka bir deyişle sonuna yapma lan ekliyoruz.
Bu formülün adı ise gelişim olabilir.
Bastırıp dağıtılabilir bir formül ihtiyaç duyan insanlar için.”

“İnsan olmanın gereksinimlerinden birisi yanılmakken birileri de yanıltmayı gereksinim edinerek insan olmaya çalışıyor.
Birileri, bir ileri iki geri ah yine başlıyor şu sarmallar ağaç gövdelerine saplanırcasına.”

Yanıldım, tamam. “Yanılmak şereftir!” diye bağıran abi haklıdır deyip geçtim, baya da bir geçtim şehirler arası seyahat kadar, baya da bir geçtim daha önceden yaşananlara benzer yaşananlardan.

 

Önsözü geçelim artık.
Döngünün başını saptamakta zorlanıyorum.
Diğer döngünün sonu bir araba içinde başka bir şehire gittiğim andı.
Zira geride bırakılanlar bu yazıda yer bulabiliyor.
Bu benim yıllığım, içerisinde kayıp zamanlarım var böylece kaybolmadıklarına dair romantik bir fikri gözler önünde, kaybolduğu için burada fikri ile çarpıştırarak; klasik sevgili günlük temasını katleden bir tema benimkisi. Bu sefer böyle yapmayalım ama.


Öncelikle yeni bir dostum var.
Kendisinin sağlığı ve ruh sağlığı bozuktu. Şimdilerde iyileşerek ruh hastası olarak hayatına devam ediyor. Baya da sevimli.
Yeni ev arkadaşım kendisi.
Beni maddi manevi yok ettiği serüvenimize artık maddi yok etmelerle devam ediyoruz.
Kendisi ile tanışmamız tamamen şans eseri.
Kalacağım bir dersin sınavına gitmem, -ki bunu normal şartlarda yapmam- ilgimi çeken sınavın geç saatlerde olmasıydı ve biraz dolanmak istememdi.
Sınavıma girip güzelce kaldıktan sonra yürüyüş olarak daha önce kullanmadığım yolları deneyimlerken kendisi önümden geçerek çöp kovasının altına girdi.
Yaklaşık 45 dakika ve yoldan geçen birinin verdiği pilavı içeren ikna çalışmasından sonra yaş mama bulmak için çevredeki olmayacağını bildiğim marketleri gezdim.
Birinde vardı garip bir şekilde.
Döndüm ve paketi açtım kendisi hiç oralı olmadı ve bu benim son kozumdu.
Nasıl göründüğünü anlatayım. Klasik hasta kedi oturuşu vardır 4 ayak altta ve gözler yarım açık kendisi küçüktü baya, bebek diye düşündüm.
45 dakikalık ikna çalışması sırasında annesini aramışlığım ve yaklaşık 10 arkadaşından hiçbiri bana saldırmayınca galiba yok sonucuna varmışlığım da dahildir.

Neyse, yaş mama.
Paketi açtım ve arkadaşları etrafıma doluştu.
Birkaç dakika kadar çöp kovasının altından çıkması için mamayı gösterdim ama oralı olmadı.
Vazgeçtim bende mamayı arkadaşlarına pay edip evin yolunu tutma vaktiydi, bu ondan ilk ve son vazgeçişim oldu.
Mamayı pay ederken yerinden kalktı, ikimizde biliyorduk at gibi açtı, çekip gitsem pilavı gömecekti ama ben varım diye yarım saattir direnip yememişti ve şimdi önünde lezzetli bir yiyecek vardı.
Geldi bir dil attı sonra aniden havalandığını fark etti.
Çöp kovasından uzaklaşıyordu.
Arkadaşları arkada kalıyordu.
Ve ben kedi çalıyordum büyük bir zevkle.
Yolda sandığım gibi elimi kolumu parçalamadı, ısırmadı bile.
O “Bıraksana lan beni!” diye bağırdıkça yaş mama vererek rüşvetliyordum o da bu işi sorun etmiyordu.
Evime girdiğinde ev arkadaşı olacağımızı bildiğimden yol boyu aniden kaçar mı acaba kaçarsa ev arkadaşım olmayacak diye düşüncelerle binaya geldik.
Yaş mama bitmişti sanki döner ve ayran hesabı gibi yol ve yaş mama hesabını başarı ile yapmıştım.

Eve girdik ve kendisini rahat bırakmak amaçlı saklanabileceği yerler olan odaya koydum ama yine oralı olmayarak yanımda oturdu bir süre.
Kendisi kömür ile haşır neşir olduğu için simsiyah patileri vardı ağzı yüzü tozluydu.
Evde ona uygun herhangi bir şey yoktu.
Dışarı çıktım bebek şampuanı, dandik kuru mama ve yaş mamalar vb aldım, bakkaldan karton isteyerek tekel bayi sponsorlu tuvaletini yaptım kendisi de battaniyenin üzerinde beni izledi.
Elime aldığımda ilk fark ettiğim şey aşırı zayıf olmasıydı bütün kemiklerini eksiksiz sayabilirdim.
Kendisine banyo yapması için yardımcı oldum suyu hiç sevmiyormuş biraz sert davransa da bana bir şekilde hallettik ve kurulandık.
Sonra salona geçtik ve sevdiği battaniyeden yatak, önüne ısıtıcı ve çaprazına açık büfe yaptık.
Biraz uyudu bende uyudum.
Gece geç saatlerde ayaklandı bende kalktım.
Aniden rüşvetleri kusmaya başladı vicdanı bu kadar rüşveti kaldıramadı galiba.
Hareketlendiği için tuvaletine götürdüm ve sonuçlara göre açık ve net hastayım ben diyordu.

Sabah erkenden hastaneye gittik birlikte güzelce serum yedi testleri yapıldı.
Oradaki stajyer de beni bir güzel korkuttu virüsleri sayarak.
Test sonuçları temizdi.
Vitaminsizmiş ve hastaymış.
Hastane maceramız boyunca kız sandığım ama sonradan erkek olduğunu anladığım için biraz özür diledim ve o mühim konuşmayı yaptık.

“Artık benimlesin ne yemek derdin var ne de güvenli bir yer derdin, ben senin için her şeyi sağlayacağım her zaman yanındayım her şey için beni ikinci kuyruğun olarak düşünebilirsin kızım, pardon abim.
Artık yalnız değilsin bir an önce kilo al iyileş seni bir daha böyle görmeyeyim.”

Sabah akşam şırıngadan vitamin ve şuruplarla geçen bir hafta sonrası gayet iyileşti. Görünümü de komikleşti.
Karnı çok tok olduğu için kocaman göbekli ama diğer her yeri zayıf olan bir şey dolaşıyordu evin içinde ilk tartıldığında 800 gramdı.
İlk tanışmamız böyle oldu ve hala kiraya ortak değil.
Birkaç saçma sapan olayı atlayarak hikayenin devamına geçebiliriz.

Kendisine yaptığım kağıttan topu ona tanıtmak için kendim oynarken perdeye attım ve perdeden sekmeyeceği için lap diye aşağı düşen kağıt top gözüne geldi reisin.
2 dakika kadar ben gülerken o tek gözü kapalı bir şekilde boka bakar gibi bana baktı.
Sonra baktım gözünü açmıyor gülmeyi bırakıp gözüne baktım ve göz renginin değişmeye başladığını gördüm ve o andan sabaha kadar kontrol ettiğimde lekeler de olduğunu topla alakasız başka bir sorunun olduğunu ve büyük ihtimalle göz damlası ile geçeceğini düşünerek hastaneye gittik.
Yaklaşık 6 saat bekleyerek tahammül sınırlarımı zorlayan bekleyişin sonunda yetkili kimseleri bulup bu nedir konuşması yapma hayallerimi aniden önemsizleştiren o haberi aldım.
Stajyerin saydığı ölümcül hastalıklardan birisiydi sonuç.
Tedavisi yok çünkü ilaca ulaşamazsın dendi.
Bu vakitten sonra olabildiğince rahat ettirin birkaç hafta veya ay ömrü var dendi.
Öyle bir şok anı daha önce yaşamamıştım, beyniniz yavaşlıyor ve bir an önce or’dan çıkmak istiyorsunuz. Yapılması gereken birkaç işlemi unutup muayene ücretini ödeyip çıktım bende.
Eve geldik.
Biraz konuştuk ve içimden “Niye karşıma çıktın o zaman.” deyip dursam da dışarıdan pek belli etmeyerek konuşmaya devam ettik ve sonunda “İyi ki karşıma çıktın.” Dedim, iyi ki çıkmıştı gerçekten.
Ağzına bok değmesin oğlum diye sevdiğim kişiye dışkı ile temas yoluyla bulaşan veya aileden gelen bir virüsün mutasyona uğrayıp ölümcül hale gelmesi ironisine sinir olarak uyudum, o da uyudu.
6 saat nedir amk !

Eminem – Beautiful dinleyerek arkadaşımı otogardan aldım ve ironik bir şekilde kendisi de tek arkadaşımdı çok fazla ironiler silsilesi yaşıyordum sanki özenle ayarlanmışçasına.
Gerçek bir insanla konuşarak, araştırarak geçen iki günden sonra neler yapılabilecek kısımları netleşmişti.
Şimdi bakınca çaresizlikten her şeyi yapmaya çalıştığımı görüyorum.
İlk olarak kan testinin sonucuna ikna olmadım çünkü bu makinelerin senkronizasyonu olduğunu ve sürekli ayarlanması gerektiğini öğrendim.
Bağımsız başka bir yerde testleri tekrarlattım ve sonuç değişmedi.
Tamam yine de denemek lazımdı bunu moral bozmayalım.
Sonra bu hastalıktan muzdarip olanların sosyal medya üzerinden kampanya başlattığını öğrendim.
İlaca ulaşmanın o kadar zor olmadığı önemli olan kısmın yüksek ücretleri ödemek olduğu bilgisi de eklenince yeni yol belliydi.
Hayatım boyunca yaşadığım en garip deneyimleri çok kısa sürede hızlandırılmış kurs gibi alıyordum, 1 haftada yüzlerce kişi ile telefon görüşmesi yaptım.
Resmi bir tedavi yolu olmadığı için yasal olarak kabul edilen prosedürler yoktu, her kafadan bir ses çıkıyordu ve bu laflar çöplüğünden bir adet gerçek bilgi bulmak uzun ve yorucu hale geliyordu.
Bu konu hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalıştım çünkü okullarda bu hastalıkla ilgili ölümcüldür tedavisi yoktur denip geçildiği için hekimlerin de kesin bilgileri yoktu sadece araştırmış olanlar biliyordu.
Uzun ve yorucu kampanyanın %90’ını kız arkadaşım yaptı.
Ben daha çok işin bilgi kısmındaydım bütün gün arkadaşımla beraber alakalı yazıları okuyup birbirimize anlatıyorduk.
Bir gün uyandığımda kız arkadaşım baya mutlu bir şekilde aradı ilacı bulduğunu ve ödeme konusunda çok yardımcı olan birisi olduğunu söyledi ve benim ani tepkimle bütün sevinci yok oldu.
Bilmiyordu çünkü sahte ilaçların döndüğünü ne denli art niyetli insanların olduğunu, ben okuma öğrenme kısmında olduğum için biliyordum ve bugün bakınca dediğim gibiydi gerçekten o konu hakkındaki her şey. Daha sonra öğrene öğrene yapılması gereken her şeyi yaptık ve destek olan insanların sayesinde tedaviyi tamamladık.

 

İyileşti.
3,6 kilo oldu.
Ve hala saldırgan değil.
Devam eden maddi zararları demiştim o sadece mama fiyatları olarak sürüyor.
İlk tanıştığımızda 35 lira olan maması şu zamanlarda 100 lirayı geçti galiba.
Ülkede havyan bakmak bir lüks halinde şu zamanlarda.