AD ikilemi

Saat gece yarısını 30 geçe
Amansız bir bekleyişin ardında
Uzak bir şehirden uzak bir şehire
Bir gölge aydınlığa kavuşur muydu

Zaman daraldı ve yol oldu
Bekleyiş sabrı eritti
Bir çağrı koptu muavinin ağzından
“Eskişehir’den bir yolcu geç kaldı”

Afyon bitti Ankara bitti Antalya bitti
Tütünler içildi kahveler dikildi
Masalara oturuldu eller atıldı planlar yapıldı
Ama bir çağrı daha balkon demirlerine ilişti

“Tüp bitti közümü kaynat”
İzmaritler atıldı ocaklar yakıldı
Bir gölge kızıla çaldı
Ama bir rica cevapsız kalmadı

“Yolcunun adı ne?
Ahmet Dursun
Anlamadım?
Ahmet Dursun”

Ahmet ocak başında
Başının üstünde ricası
Sıradan bir günün getirdikleriyle
Hiç garipsemeden akışında

Gidilmemiş bir yola karşın közler kaynadı
Üç gölge aydınlığa
Tütün kahveye
Her şey olağanlığıyla, seyre devam