Kayıp Orman

Rünler kırıldı, artık bir tılsım yok.
Daha önce sarmallardan oluşan olay zincirlemelerinin dışına çıktığımı sanmıyorum.
Deneyimlediğim birbirinden dandik olayların sonucunda kazandığım bağışıklık çöküyor.
Birçok savsatalar katık yapılıp zihne bir adım daha atmak oldukça sahte hissettiriyor.
“Ne diye?” sorusuna “Boş yere” cevabı yanaştığından beri, bu zamanlar artık zamanlar.
Yok yere geçen saniyelerle, öylesine geçecek yıllar.
Aptallığa tahammülümün batmasından daha hızlı battı gidişat.
Yazık.
Nelerin mümkün olduğundan bir parmak bal çaldı, her nedense orta parmağını kullanarak.
Çok merak ettiği iyi insanlar var mı sorusunu çözerken kötü insanlar lisanını da çözdü.
“Yeteri kadar bencil miyim?” Sorusuna verdiği “Hayır, buna gerek yok.” yanıtına gülündü, çizildi, düzeltildi.
Geçen bütün her şeye rağmen çıldırmaması da taktire şayan.
Rünleri yazıp, tılsımı oluştur.
Gerisini yapabiliyor.

“Bebek adımlarıyla bu sefer küçük yaratık
Her şey sırayla teker teker gelmez
Aşabildiklerini aşar, yaşayabildiğin kadarsın
Gökyüzü kadar karanlık gözlerinle görürsün

Bütün her şey yoluna girecek diye bir şey olmadı
Her şeye çabalamak taban ile hem zeminliktir
Payına düşen misyonu yerine getirmeye çalış
Gerisi spontane artık leş kargalarının menüden

Sadece olmuyorsa olmuyor mudur? Sanmıyorum.
Oldurmamış olduğum olacaklar büsbütün birikinti
Üstüne basıp, geçirebiliyor ama ne köprü ne de fikir değillerdi
Temponu tuttur yürü, belki varırsın bir yere”