Gerçekliğe ferman

Buraya elimde suç aletim kalem ve yardakçım beynim ile öldürmeye geldiğim gerçek ilk akla gelen gerçek değil.
Masadaki kalem gerçektir.
Yorumlamaya açık olayları öldürmeye geldim ben.

Ben mükemmelim diye bağıranları, yarattığı gerçeklikte hapis kalanları, kendi gerçeklerini başkalarının gerçeklerinin altına koyanları, her şeyi kendi gerçekleri sananları.

Ben son saydığım kategoriye giriyorum. Öyle ciddi bir girişim vardı ki kapıdan orada bulunan bütün gözler endişe duymuştur o an kendinden.

Hiçbir kimse bu kategorilere ait değil, hiç olmadı.

Bir şeyler başlarına düşünce kendini savunmak pahasına giriştiler bu gereksiz ve verimsiz işlere. Anlayabildiklerine deneyim deyip samimiyetle sarıldılar, sanki tekrar aynı şey başlarına gelecek sanarak, gelmeyecek.
Boşa öğrendin dostum, boşa öğrendik her birini.

Bütün bunlar sonucu ulaşabildiğim insanlığa dair soğukluğu en başında kafama baret olarak taksaydım, taksaydık ne olurdu biliyor musun? Gözlerimizi kapatıp kendimizi vahşetlerden korurduk dostum.

Yarım hikayeler var olmazdı. Kimse uykularını kovalayıp yorulmazdı.
Bütün o anlamsızlıkları kesip biçip yapıştırıp bir anlam bulmak uğruna kendimizi harcamazdık dostum.

Ben biliyorum, hepimiz için: Bir anlam yok.
Duygulardan sıyrılıp, lisanları unutup gezmek gerek olmayan çiçek bahçelerinde.
Yüzyıllar önce son bulması gerek her şeyin.
Elbette beni dinlemeyeceksiniz.
Lütfen dinleme dostum, şarkılar dinle. Masallar dinle. Kafanı dinle.